İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Antik diller yapay zekayla tercüme edilebilir mi?

Arkeolojik kazılarda bulunan taş tabletler ve veya parşömenler ne zamandır tercüme edilebiliyor? Bilgisayarların bu çalışmaya katkısı nedir? Yapay zeka ne zaman antik diller tercümesinde kullanılmaya başladı?

Dünya tarihi yazıyı bularak antik dilleri başlattığı kabul edilen Sümer Devleti ile başlar. Ancak Sümer öncesi ve sonrasında yaşayan irili ufaklı çok sayıda uygarlığın yaşam şekli ve hatta bazen varlıkları bile maalesef bilinememekte.

Unutulmanın sebebi bu toplumların arkalarında yazılı belge bırakmamış olması. Bir diğer sebep de; arkeolojik kazılar neticesinde elde edilen parşömen, taş tablet veya silindir mühürlerin antik dillerinin henüz deşifre edilememiş olması.

Böylesi durumlarda ulaşılan bilgiler sınırlı kalmakta ve elde edilen buluntular ile daha ileri gitmek oldukça zorlaşmakta.

Urfa yakınlarındaki kazılarda ulaşılan, insanlık tarihi için çok değerli ve on bin seneden daha yaşlı olan Göbeklitepe antik buluntuları bu sınırlamaya örnek teşkil eder. Bu arkeolojik kazı alanında antik diller tercümesi yapılamamaktadır. Çünkü henüz figür ve hayvan motifleri haricinde yazılı bir belgeye ulaşılamamış.

Şanlıurfa yakınlarında keşfedilen en eski insanlık yerleşkesi: Göbeklitepe

Benzer şekilde bazı eski uygarlıklar arkalarında tercüme edilecek bir belge bırakmadıkları için o yörede yaşayan halk hakkında bilgi edinilmesi güçleşmekte.

Göbeklitepe’de olduğu gibi sadece figür ve motif gibi semboller kullanılan herhangi bir kazı alanından orada yaşamış toplum hakkında ancak kısıtlı bilgi edinilmekte.

Benzer şekilde, dünyanın diğer bölgelerinde gerçekleştirilen bazı kazılarda ulaşılan sembol anlatıların çözümlenmesi henüz mümkün olamamıştır. Dünya’da İngiltere’de ki Stonehenge ile Adıyaman’da ki Nemrut dağı ve Paskalya adasındaki Moai heykelleri gibi kökeni ve gerekçesi bilinmeyen pek çok antik kalıntı örneği bulunmakta.

Buna karşın çivi yazısı, hiyeroglif veya benzeri şekilde yazılı belge bırakan uygarlıkların antik dilleri tercüme edilebilmektedir. Yapay zeka ile bu işlem daha da kolaylaşmakta.

Antik diller ilk olarak nasıl çözülebildi?

Hitit çivi yazısı ilk olarak Çek asıllı bir Alman bilim adamı, Asurolog Bedřich Hrozný tarafından çözülmüş.

Mısır Hiyeroglifleri ise Rosetta Taşı sayesinde tercüme edilebilmiştir: Napolyon Bonaparte’ın 1798 yılında Mısır’ı almak için giriştiği seferde yenilmesi ve bir kısım askerini Nil kıyısına bırakması ile orada kalan mühendis yüzbaşı Bouchard, 1799’da “Reşit Kasabası” yakınında 118 cm. yüksekliğinde 70 cm. eninde ve 30 cm. kalınlığında üzeri üç farklı dille yazılmış bir taş buldu. Fransızlar, Reşit Kasabasına ‘Rosetta’ dedikleri için taş; “Rosetta Taşı” olarak anılır oldu. Sonradan M.Ö. 196 senesinde yapıldığı anlaşılan taşın üst kısmında eski hiyeroglif yazı bulunuyordu. Orta kısımdaki yazı ise demotik (hiyerogliften türeyen) ve nihayet en alttaki ise eski Yunanca idi.

Hrozny, 1915 yılında bir Hitit hiyeroglifinde okuduğu, “Nu ninda -an ezatteni watar- ma ekutteni.” cümlesinde geçen ‘watar’ kelimesinin, İngilizce “water” ve Almanca “wasser” yani ‘su’ ile alakalı olabileceğini temel alarak tercümeye başlamıştır. Hrozny, ‘Ninda’ kelimesinin ise Sümer dilinde ekmek olduğunu ise zaten biliyordu. Buradan başlayarak uzun ve zahmetli bir yola çıktı. 1917 senesinde ilk Hitit Hiyeroglif Gramerini yayınlamış. Daha sonra başta ‘Eski Ön Asya Dilleri’ profesörü olan Helmuth T. Bossert ve diğer bilim insanlarının da yaptığı çalışmalar ile Hitit yazısı uzunca bir zaman içerisinde tamamen çözüldü.

General F. Meneou, taşın önemini kavrayarak Kahire’ye, Fransızların kurmuş olduğu “Mısır Enstitüsü”ne gönderdi. Burada uzmanlarca incelendi ama tercüme edilemedi. Bu esnada Fransızlar Osmanlı ve İngiliz ordularına teslim olmuşlardı. General Meneou her ne kadar; “Rosetta Taşı benimdir her şeyi alın ama taşı vermem” diye direnmişse de İngilizler bu paha biçilmeyen tarihi eseri gemiyle ana vatanlarına yolladı. Tarihin bir garip cilvesi ile taşın üzerindeki yazıların çevirisini yine bir Fransız olan J. F. Champollion başarmıştır. ‘Rosetta Taşı’ 1802’den beri Londra’da British Museum’da olup bir replikası Kahire müzesinde bulunur.

Mısır ve Hitit devletleri arasında yapılan Kadeş Savaşının sonunda yapılan barış anlaşmasını içeren Rosetta Taşı üç dilde yazılmıştır ve Antik Dillerin çözülmesine öncülük etmiştir.

Yapay zeka Antik Diller tercümesini ne şekilde başarıyor?

Chicago Üniversitesi Oriental Institute OI’daki araştırmacılar ve Chicago Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü arasındaki işbirliği oluşturuldu. Veri Merkezi ve Bilgisayar destekli projelerden temin edilen 6.000’i aşkın açıklamalı baskıdan oluşan set sayesinde, antik dillerde yazılmış kil tabletleri “okuyabilen” bir yazılım oluşturulması planlanıyor. Arkeologlar bu teknolojiyi ‘antik dilleri tercüme edebilir’ hale getirmeye çalışıyor.

İlk olarak 2. Dünya savaşında şifre çözücü olarak kullanılmaya başlayan yapay zeka yazılımlar artık Antik Dilleri tercüme etme aşamasına çok yaklaştı

Asur Bilimleri Doçenti Susanne Paulus, “eğer farklı alfabelere ve zaman aralıklarına uygulanabilen esnek ve genişletilebilir bir araç geliştirebilirsek, bu gerçekten alanımız için bir dönüm noktası olabilir.” diyor.

Chicago Üniversitesi; bünyesindeki araştırmacıları tarafından 80 yılı aşkın bir süredir sıkı çalışmalar yürütülmesi ve yakın zamanda tablet koleksiyonun yüksek çözünürlük içeren görüntülerinin dijitalleştirilmesi sayesinde 60 terabaytı aşan birikim oluşturmuş durumda. Çalışmaların devam etmesi ile büyümeye devam ediyor.

Araştırmacılar bu birikim sayesinde tabletlere yazılmış Elam diline ait bir sözlük oluşturdu. Çivi yazısını nasıl çözeceğini öğrenen öğrenciler de, 100.000′ i aşan “önemli nokta” içeren bir veritabanı oluşturdu.

Chicago Üniversitesi Araştırma ve Bilgi İşlem Merkezinin desteği ile bu ‘önemli nokta’ açıklamalı veri kümesini, diğer projelerde kullanılanlara benzer bir öğrenim modeli geliştirmek için kullandı. Model kil tabletler üzerinde test edildiğinde, çivi yazısını %80 oranında çözebildi.

Devam eden çalışmalar, kalan bölümü inceleyerek %100 oranına çıkartmaya çalışacak. Şu anda bile %80 oranında olan doğruluk tercümelerin yapılmasında olağan üstü yardımcı olabilir. Paulus, tabletlerin bazısında; “Walmart’tan alınmış bir kutu fişe” benzeyen ticari işlerin anlatıldığını ve henüz otonom karar veremeyen yapay zekanın gizemli Antik Dillerin çözülmesinde büyük ölçüde faydalı olacağını söylüyor.

Asur Bilim uzmanı doçent Susanne Paulus / Chicago Üniversitesi

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir