İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Coronavirüs salgını ile mücadelede Büyük Veri

Coronavirüs (COVİD-19) salgınını önlemek için ülkeler aldıkları önlemleri giderek sıklaştırıyor. Virüsün yayılma hızını ve salgını izlemek için birçok veri kullanılıyor. Büyük Veri salgının önlenmesi çalışmalarının neresinde?

Virüsün yayılmasını önlemek amacıyla dünya genelinde önlemler alınıyor. Alınan önlemler beraberinde hastalığın yayılmasını önlemek ve yayılan virüsü izlemek için bugüne kadar elde edilmemiş derece de veriye ulaşıldı. Bu kadar elde edilen verinin salgını önleme konusunda elbette büyük çaplı yardımları olmuştur. Peki dijital dünyada işlenen verinin olumsuz potansiyel yaratabileceği  düşüncesi daha büyük felaketlere sürükleyebilir mi?

Dünya çapında ülkeler ve şirketler geliştirmiş oldukları uygulamalar ile virüsün yayılması ve izlenebilmesi konusunda önemli ipuçları elde ettiler. Bu süreçte milyonlarca insanın internet ve mobil konum verileri kullanıldı.

Sosyal medya platformları veri topluyor

Pandemi sürecinde hastaların ya da insanların hareketleri ve davranışları analiz edilerek büyük veri setleri oluşturuldu. Şirketlerin geliştirmiş oldukları uygulamalar (hasta izleme ve vaka takip),  veri toplama sürecini, hastalardaki davranış değişikliği ve insanların davranışlarını cep telefon konumlarına erişerek analiz ediyor.

Hasta Kontrol ve Önleme merkezleri yerel yönetimler ile çalışma sürdürerek  veri madenciliği için çalışmalara başlandığının en büyük örneklerinden bir tanesi.  The Wall Street Journal’ in bir haberine göre hükümet takibi ile Amerika’da konum verilerine erişimin, hastalığın yayılması konusunda önemli  bilgiler topladığını ortaya çıkardı.

 Facebook yöneticileri ise Amerika yönetimi ile bu görüşme içerisinde olduklarını bildirerek; hastalığın sıcak noktalarda artması dahilinde konum verilerine erişim sayesinde gerekli önlemlerin alınabileceğini vurguladı. Google ise teknoloji devleri, hükumet yetkilileri ve sağlık uzmanları ile görüşmelerde bulunduklarını özellikle popüler harita uygulaması için elde edebileceği yer verileri ile çalıştığını bildirdi.

 Google Sözcüsü Johnny Luu, topluluklar için anonim konum bilgileri kullanıyoruz ve haritalardaki popüler restoran zamanlarını ve trafik saatlerini ayırarak sosyal mesafe etkisini araştırmak için yardımcı olabilecek veriler üretilebileceğini bildirdi.  Google bununla beraber Haritalar uygulaması ile Topluluk Mobilite Raporları başlattı.

Facebook ise araştırma ortaklarına nüfus hareketi ve dostluk kalıpları hakkında veri sağlamak ile ilgileniyor bununla birlikte veri depolama ve üretimi konusunda birinci sırada yer almaktadır. Bunun sebebi ise hala dünya genelinde en popüler sosyal medya platformu olarak yer alıyor olmasıdır.

Bu yıl yapılan bir araştırmaya göre dünya geneli sosyal medya kullanıcıları incelendiğinde ilk sırada Facebook, Youtube ve WhatsApp geliyor. Özellikle WhatsApp en popüler iletişim uygulaması olmasının verdiği avantaj ile Büyük Veri işlemeciliğinin liste başı temsilcilerinden. 

Projeler oldukça çekici ve heyecan verici gibi görünse de hükumetler tarafından olumlu ve olumsuz yönleri, savunmasız insan grupları için tehlikeli sonuçları açık bir şekilde anlatılmalıdır.

Büyük Veri sosyal gerçekliği yanlış yönlendirebilir

Batı Afrika’ da bilindiği üzere Ebola salgını (2014-2016) yaşanmıştı. Virüsün yayılmasını tahmin etmek için Harvard merkezli epidemiyologlar (hastalıkların etkilerini inceleyen bilim dalı) bölgedeki cep telefonu kullanıcılarının çağrı kayıtlarını ele aldı.

Bu analizin temel varsayımı ise coronavirüsün ilk olarak hasta bakımı ve cenaze sırasında yayıldığı zamanın birincil varsayım olgusuna dayanmış olmasıdır.

Cep telefonu kayıtlarının izlenmesi Batı Afrika gibi bir bölgede çok çeşitli kullanımlara ait olabileceği gibi bireyin birden fazla telefona sahip olabileceği ve bu kullanımın aile içerisinde de yaygın olabileceği beraberinde paylaşımın yüksek sonuçlar doğurabileceği göz önünde bulundurulmalıydı.

Bu hesaplamalar sonucunda büyük verilerin aslında sosyal gerçekleri yanlış hesaplayabileceği, yanlış tanıtılabileceği ve halk sağlığı için tehlikeli sonuçlar doğurabileceği düşünülmesi gereken bir konu olmalıydı.

Tüm dünya da olduğu gibi konum verilerinden yaralanılarak elde edilecek olan veri depoları kusursuz sonuçlar veremeyeceği gerçeğini düşündürmeli. Konum verileri:

  • Yaşlı ve genç nüfustaki cep telefonu kullanma oranının değişikliği
  • Kent ve kırsal ortamda yaşama ile cep telefonu fonksiyonları düşüklüğü
  • Çevresel faktörlerin olumsuz etkileri ile internete erişim konusunda da doğruluğu kesin olmayan sonuçlar verebilir.
Cep telefonu konum verilerine erişim konusunda çevresel faktörlerin olumsuz etkileri, doğru sonuçlara ulaşma konusunda yanıltıcı olabilir. Bu nedenle Büyük Veri sosyal gerçekliği yanlış yönlendirebiliyor.

Konum verileri ile yakalanan ve elde edilen veriler yanlış uygulamalara neden olabilir.  Niçin konumdan  hareket edildiği hakkında çok az bilgi ortaya koyar. Trafiğin yükseldiği bir konum eğer düşük gelirli bir bölgeye ait ise sosyal mesafe önlemlerinin uygulanmasını sıkılaştırmak orantısız bir sonuç ortaya çıkarabilir.

Büyük Veri kullanımı endişe uyandırıyor

Uygulanan önlemler ile elde edilen verilerin olumlu sonuçları olabileceği gibi olumsuz sonuçlar içerisinde engellenemez felaketlere de yol açabileceği üzerinde durduk.  Büyük verilerin erişemedikleri kör noktaların olabileceği ve eldeki kaynakları yanlış kullanıma yönlendirebileceği açık bir gerçektir.

Toplam nüfus genelinde yürütülecek büyük veri çalışmaları İnternete eşit ulaşım ve cep telefonu kullanıcı sayılarının gerçek kişiler tarafından temsil edilmesi elde edilecek verilerde önemli bir doğruluk payını oluşturuyor.

Veriler tarafından yetersiz ve yanlış temsil edilen topluluklara karşı acımasız kısıtlanmalar uygulanabilir. İsrail’ de bu durumu örnekleyen bir durum anlatarak, yanlış konum verisi toplanması sonucu insanları gereksiz yere evlerine hapsettikleri şikayetleri üzerine değinmek isteriz.

Salgın sebebiyle veri patlaması yaşanması durumunda hükümetler ve şirketlerin veriler konusunda anonimleştirme çalışmalarına başlamaları gerekmekte. Gizlilik çalışmaları hız kazanmalı aksi takdirde kişinin konum verileri elde edilerek genel ve özel haritası çıkarılarak karmaşık sonuçlar ortaya koyulabilir.

Verilere kimin erişebileceği konusu ise gizlilik çerçevesi genelinde üzerinde durulan en büyük problemlerden bir tanesi.  Mevcut durumdaki verilere güvenmek salgın sürecinde hastalıkla ilgili anlayışımızı geliştirebilir.  Fakat bununla birlikte teknoloji sektöründe üretilen veriler , paylaşımları şeffaflıktan yoksun olmakla beraber toplum içerisinde sıkı bir uygulamaya koyulduğu fikrini de düşündürmelidir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir