İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ekonominin lokomotifi otomotiv teknolojisi

Otomotiv sektörü, Türkiye’nin ekonomik büyümesi bağlamında önemli bir lokomotif. Bu bağlamda otomotiv teknolojisi, yatırımlar ve yan sektörleriyle birlikte Türkiye’nin milli gelirini olumlu etkileyeceği yadsınamaz bir gerçek.

Ülkemizin otomotiv sektörü ve otomotiv teknolojileri ile ilgili gelişmeler Devlet Hava Meydanları İşletmeleri (DHMİ) görevlilerinden Mehmet Ali Polat’ın raporunda ele alındı. Polat’ın ‘Türk Otomotiv Sektörünün Ekonomik Büyümeye Etkisi: Karşılaştırmalı Bir Ekonometrik Analiz’ raporunda otomotiv sektörünün ekonomik büyüme üzerindeki etkileri Türkiye’nin 1963-2018 dönemi yıllık verileri kullanılarak analiz edildi.

Otomotiv Teknolojileri ve Sektörün Gelişimi

Özellikle Çin, Japonya, Güney Kore, Hindistan, Brezilya, Meksika ve Türkiye gibi ülkelerde motorlu araç üretimi 2008 yılı Küresel Krizi’nden sonra ciddi anlamda artmaya başladı.

Otomotiv sektörü, etki alanı ve büyüklüğü ile en önemli sanayi dallarından biri. Otomotiv sektörü binek araç, otobüs, minibüs, midibüs, çekici, traktör ve kamyon gibi karayolu taşıt araçlarının üretimini kapsar. Ayrıca bu araçların üretiminde kullanılan parçaları imal eden bir sanayi dalı olarak tanımlanır. Bu bağlamda, son yüz yılda otomobil kültürü, dünya geneline yayılarak dünya ekonomisine yön verdi. Toplumun yaşantısı kapsamında önemli değişimlere yol açtı.

Otomotiv sanayii; yarattığı katma değer, istihdama olan katkı ve teknolojik gelişmeye öncülük etme olguları nedeniyle ülkelerin kalkınmasında önemli bir rol oynar. Sektör, cam, boya, elektrik ve elektronik, demir-çelik, petro-kimya ve dokuma gibi birçok sektörden girdi alır. Otomotiv sektörü tamir, bakım, pazarlama, finansman, sigortacılık ve yedek parça satışları hizmetlerinde oluşturduğu geniş iş hacmi bağlamında ekonomilerde sürükleyici bir özelliğe sahip.

Otomotiv sektörünün payının 91,2 milyon adet

Genel değerlendirme yapıldığında, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de otomobil üretiminde bazı yıllar haricinde artan bir seyir izlendi. Türkiye’de otomotiv üretimini 2007-2017 yılları arasında 10 yıllık süreci gösteriyor.

Küresel Kriz ile birlikte sektörde, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere doğru bir geçiş süreci yaşanmış ve ardından 2017 yılında, otomotiv üretiminin yarısından fazlası Asya kıtasına geçte. Kanada, Japonya ve ABD’nin üretim payları azaldı. Almanya’da değişim olmazken, Hindistan ve Çin gibi ülkelerin üretimdeki payları arttı.

Sektörün dünya genelindeki üretim ve satışları 2010-2017 yılları arasında istikrarlı olarak büyümüş ve 2017 yılında, üretim bir önceki yıla göre yüzde 2,4 artarak 97,3 milyon adete, satışlar ise yüzde 3,1 artarak 94,7 milyon adete yükseldi.

Dünya otomotiv rakamları 91,2 milyon adete geriledi

Üretimin yarısından fazlasının 2017 yılında Asya kıtasına geçti. Özellikle Hindistan, Çin, Hindistan, Brezilya, Meksika ve Türkiye gibi doymamış iç pazara sahip gelişmekte olan ülkelerdeki otomotiv taleplerinin pazar ve üretim dinamikleri açısından itici güç olduğu görüldü. 2017’den sonra sektörde gerileme yaşanmış ve bu bağlamda, 2018 yılında toplam üretim ve satışlar yüzde 2,7 gerileyerek 94,7 milyon adede düştü. 2019 yılında ise sektörün üretiminin yüzde 3,7 daha küçülerek 91,2 milyon adete gerileyeceği tahmin ediliyor.

Rakamlarla Türk Otomotiv Sektörünün Genel Yapısı

  • Ülkemizde 1950 yılı başlarında Koç Ticaret Şirketi, Ford Motor Company ile birlikte montaj yapmaya başlayarak otomotiv sektöründe çalışmalara başladı.
  • Türkiye’de otomotiv yan sanayi ürünleri imalatı, yüzde 25’i yabancı sermaye ile kurulan Türk Willys Overland Ltd.’ nin silahlı kuvvetler için binek arazi araçları ve kamyonet üretimine 1954 yılında başlamasıyla gerçekleşti.
  • 1955’te kamyon montajı yapmak üzere yüzde 10 yabancı sermayeli ve yılda 400 adet kapasiteli Türk Otomotiv Endüstrisi A.Ş. kuruldu.
  • 1959’da Ford lisansı ile Otosan’ın kurulması.
  • 1968 ve 1969 yıllarında Bursa’da kurulan ve 1971 yılında üretime başlayan Tofaş ve Oyak-Renault fabrikaları Türkiye’de otomotiv sanayiinin gelişip güçlenmesinde etkili oldu.
  • 1963-2017 yılları arasındaki 54 yıllık süreçte sadece 1977-80, 1994, 1999, 2001 ve 2008 yıllarında düşüşler yaşandı.
  • Sektör, 1963 yılında 30 adetlik bir otomobil ve genel toplamda da 11 bin adetlik motorlu taşıt üretimi ile faaliyete başladı.
  • Sektör ilerleyen yıllarda önemli ilerlemeler kat ederek 1976 yılında 146 bin adete ulaştı.
  • Sektör 1986 yılında 141 bin rakamına çıktı. 2017 yılına gelindiğinde ise 1.543.587 adete kadar yükseldi.
Türk otomotiv sektöründe 1997’de yüzde 50’lerde olan kapasite kullanım oranı 2001 Krizi’nin etkisiyle yüzde 29’a kadar düştü. 2017 yılında yüzde 88 ile tarihteki en yüksek düzeyine ulaşan otomotiv sektörü kapasite kullanım oranı, 2018 yılında yüzde 78’e kadar geriledi.

Otomotiv Sektörü ilk yıllarda tarım nedeniyle traktöre yöneldi

Türkiye’nin 1963-2018 dönemi yıllık verileri  analiz edilerek otomotiv sektörünün ekonomik büyüme üzerindeki etkileri incelendi. Çalışmada ekonomik büyüme; kişi başına düşen milli gelir ile temsil edilmiş, otomotiv sektörü; otomobil, otobüs, kamyon ve traktör üretimi şeklinde toplulaştırıldı.

Her bir sektör için ayrı modeller kuruldu ve analizler bu dört model yardımıyla gerçekleştirildi. Serilerin durağanlığı Kapetanios (2005) çoklu yapısal kırılmalı birim kök testiyle incelendi. Serilerin farklı derecelerde durağan oldukları görüldü.

Otomotiv Teknolojisi’ne yapılan yatırımlar milli gelir olarak geri dönüyor

Seriler arasındaki eşbütünleşme ilişkileri Maki (2012) çoklu yapısal kırılmalı eşbütünleşme testiyle incelenmiş ve modellerde yer alan serilerin eşbütünleşme içinde oldukları belirlendi. Eşbütünleşme testinden elde edilen yapısal kırılma tarihleri, uzun dönem analizine kukla değişkenlerle dâhil edildi.

Uzun dönem analizleri DOLS yöntemiyle gerçekleştirildi. Türkiye’deki kişi başına düşen milli geliri; otomobil üretimindeki yüzde 1’lik artışın yüzde 0.62, kamyon üretimindeki yüzde 1’lik artışın yüzde 0.47, traktör üretimindeki yüzde 1’lik artışın yüzde 1.28 oranında artırdığı, otobüs üretimindeki yüzde 1’lik artışın ise yüzde 0.36 oranında azalttığı görüldü.

Otomotiv sektörünün ve otomotiv teknolojisi Türkiye’nin ekonomik büyümesi bağlamında önemli bir lokomotifi. Kaynak: https://togg.com.tr/
Otomotiv sektörü Türkiye’nin üretim, ihracat ve milli gelirini olumlu yönde etkiler

Kişi başına düşen milli geliri en fazla artıran sektörün Traktör üretimi olması, Türkiye’nin özellikle 1960-2000 döneminde tarım ülkesi olmasına bağlandı. Otobüs üretimindeki artışın kişi başına düşen milli geliri azalmasının nedeninin ise; Türkiye’nin çok fazla otobüs ihraç etmiyor olması olduğu değerlendirildi.

Kısa dönem analizleri ile otobüs üretiminin, uzun dönemdekinin aksine, kısa dönemde kişi başına düşen milli geliri artırdığı görüldü.  Kamyon üretimi, uzun dönemde olduğu gibi kısa dönemde de milli geliri artırdı. Otomobil ve traktör üretiminin milli gelir üzerindeki kısa dönem etkileri pozitif olmakla birlikte, istatistiksel olarak anlamsız bulundu.

Otomotiv Teknolojisi yerli araba ile desteklenecek

Bütün modellerin hata düzeltme terimlerinin katsayıları negatif ve istatistiksel olarak anlamlı çıktı. Bu durum; modellerin hata düzeltme mekanizmalarının çalıştığını ve yapılan analizlerin güvenilir olduğunu gösterdi. Çalışma sayesinde ulaşılan bilgiler sayesinde otomotiv sektörünün ve otomotiv teknolojisinin Türkiye’nin ekonomik büyümesi bağlamında önemli bir lokomotifi olduğu ve bu sektöre yapılacak yatırımların, yan sektörleriyle birlikte Türkiye’nin üretim, ihracat ve milli gelirini olumlu yönde etkileyeceği yadsınamaz bir gerçek.

Türkiye’nin otomobilinde 2023 yılından itibaren ‘Holografik Asistan’ teknolojisi kullanılacak. Bu özellik aracın öne çıkan özelliklerinden biri olarak dikkat çekiyor. https://togg.com.tr/
Otomotiv Teknolojisi Yerli Otomobille Ülke Ekonomisini Daha da Güçlendirecek

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun (TOGG), yerli otomobil için 2022 yılında üretime başlıyor. Aracın geliştirme süreci devam ederken otomobil ön gösterim versiyonu ile 81 ilde vatandaşlarla buluşuyor.

Türkiye’nin Otomobili 30 dakikanın altında hızlı şarjla yüzde 80 doluluğa çıkıyor. Otomotiv, elektrikli modüler platform ile 300+ ve 500+ kilometre menzil opsiyonlarına sahip. Merkeze bağlı olarak güncellemeleri takip edilebilecek otomotiv tüm güncellemeleri 4G/5G bağlantısıyla alabilecek. 200 beygir güç ile 7,6 saniyede 100 kilometreye ulaşabilen araç 400 beygir güç ile de bu kilometreye 4,8 saniye altında ulaşıyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir