İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Günümüz sosyalleşme biçimi: Tekno-Kültür

Teknoloji ve kültür arasındaki derin bağa vurgu yapan Tekno-Kültür , tekno-bilime dönüşen günümüz biliminin etrafında inşa edilen kültürel iklim. Bu yazımında sıkça duyduğumuz Tekno-Kültür’ü ele aldık.

Covid-19 ile değişen dünya kavramına ayak uydurmaya çalışan her ülke gibi Türkiye’de önlemler alarak değişime ayak uydurmaya başladı. Tedbirler içerisinde en önemli nokta ise dijital olana yönelmekti. Birçok sektörde uzaktan çalışma, home ofis, çevrimiçi destek, tele sağlık, uzaktan online eğitim  gibi projeler uygulandı.  Geçiş sürecinde dijitalin önemi ve internete erişim konusundaki eksiklikler büyük tartışma konusu oldu.

Daha önceki yıllara göre dünya, kıyaslanamayacak düzeyde fazla ve yüksek ivmelerle internet  ve dijital dönüşümün gerekliliğine tanık oldu. Geleneksel yaşam modeli, yeni, modern yaşam modeline doğru evrilmeye başladı.

Bu süreçte değişen birçok kavram ve eylem yerini dijitale ve dijitalleşmiş olana bıraktı. Ekonomiden, kamu yönetimine, sağlıktan eğitime, pazarlamadan iletişime, hukuktan politikaya, medyadan sanata kadar birçok alan dijitale adapte olma sürecine girdi. Alışılmış değerler ve hareketler değişime uğradı.

Kabul ettiğimiz ve sürdürmekte bir problem görmediğimiz hafif teknoloji evrimine tam alışmışken artık teknoloji üstü bir değişime ayak uydurmamız gerekiyor. Yeni medya teknolojileri ile hiçbir yere gitmeden bulunduğunuz noktada her işlemi yapabilme olanakları yaygınlaştırılmak istenmekte.

Bu olanaklar dijital teknolojiler kapsamında insanlar ve makineleri birbirine bağlamakla kalmayıp kültürel boyutları da değişim sürecine sokan olanaklardır. Covid-19 pandemisi ile ülkemiz genelinde evde kaldığımız süreçte erişime açılan birçok dijital uygulama hayatımıza girdi.

Dev milli kütüphanelerimiz, online kütüphanelere çevrildi. Dil eğitimi için çevrimiçi uygulamalar erişime açıldı. Eğitim sürecinde olan ve akademik anlamda makale erişim sıkıntısı çeken bireyler için online akademik uygulamalar dijitale döküldü.

halk kütüphanesi
ülkemizdeki halk kütüphanesi kullanıcı sayısı 31 milyona yükseldi.

Dijital ile sunulan kültür: tekno-kültür

Kültür, sanat, akademik çalışmalar gibi birçok alan dijital kavramı ile tanışmaya başladı. İnsanın emek ve yaratıcılık yolu ile üretmiş olduğu her şey bu bağlamda ulaşılması en güç noktaya kadar dijital ile sunulan bir olanak haline geldi.

Bu dönüşüm  ile değişen bir dünyaya adım atmakla beraber somut ve soyut üretilen ne varsa kültür adına işlenmekte. Dijital ile etkileşim içerisinde olan insanlarla değişen kültür kavramı da süreçten etkilendi.

Kültür kavramı tüm teknolojik gelişmelere bağlı olarak yeni medya sistemleri ile çeşitlenerek; toplumların içinde bulundukları çağa göre geliştirdikleri davranış alışkanlıklarına bir yenisi eklenerek ‘Tekno- kültür ‘ kavramı ortaya çıktı.

Tekno-kültür nedir?

Teknoloji ile ayrılamaz bir biçimde ilerleyen giderek tekno- bilime evrilen bir kültürel iklimdir. Tekno- kültürün, bilimle anılması ise giderek kültürü hızla dönüştürmek istemesi ve bu işlemde büyük ölçüde bilimin büyük desteğini görmesindendir.

Kültür teorisyeni Scott Bukatman, teknoloji ve kültür arasındaki derin bağa vurgu yaparak: “Teknoloji ve insanların artık hiçbir şekilde kopuk olamayacağı bir sosyal çevre oluşmaktadır.” der.

İletişim ve medya alanında yazarlık yapan Kevin Robins  ve Sosyolog Frank Webster, tekno- kültürün belirleyici olduğu asıl dönemi şöyle açıklar: 1990’ lar da ortaya çıkan özgün bir tekno- kültür , siber mekan ve sanal gerçeklik kavramlarının özgürlükçü imkanlarına bir ilgi ile ortaya çıktı. Günümüz tekno- kültür kavramını ise gündelik hayatta yerleşmiş teknolojilerin getirileri kadar yazılım düzeyi ile de ilgilidir açıklamalarında bulunur.

Tekno- kültür ile teknoloji ve kültürün derin bağı, teknolojinin insandan ayrılamayacağı ifadesi vurgulanır. Çünkü günlük hayatta bakıldığında teknoloji, içimizdedir.  Stanley Aronowitz bu durumu Michael Menser  ile  şöyle açıklar:

İşlenmiş yiyecekler ile teknoloji içimizde, telefonlar ile yanımızda uydular ile dışarıdadır. Bazen biz teknolojinin içine gireriz nasıl mı? Klimalar ile. Bazen de teknoloji bizim içimize girer. Nasıl mı? Kalbimize taktığımız bir pil ile. Protezler ile. Bu örneklerle teknolojinin sıklıkla bizle ilişkili olduğunu görmekteyiz.  Bu değişim süreci ile tekno-kültür hayata birçok alanda yenilik sunmaktadır.

Tekno- kültürün getirdiği yenilikler nelerdir?

Teknolojiyle uyumlu yaşam biçimlerini geliştiren insanlar günümüz sosyalleşme eylemini teknoloji ile iç içe geçirerek tekno-kültür kavramını pratiğe dökmüşlerdir.

Yirminci yüzyıl bilimsel ve teknolojik gelişmelerin bu alanda artarak  ortaya çıktığına değinmeden geçemeyiz.  Makinelerin öğrenimi, yapay zeka, yazılım gelişimi ile siber mekan düzeyi, bulut bilişimleri gibi birçok teknolojik devrim hayatımıza girmekte.

Değişen teknoloji uygulamaları ile kültür arasındaki bağ dijitale döküldü. İnsanların tekno- kültür ile sanat ve kültür erişimi yüksek düzeyde arttı.  Öte yandan tekno- kültürün getirdiği yeni insan kavramı da yapay ve doğal olanı hayatımıza entegre etti.

Amerikalı edebiyat eleştirmeni Katherine Hayles, bilim, edebiyat ve teknoloji arasındaki eleştirilere odaklanan biri olarak tekno-kültür bağlamında  teknolojik gelişmelerin insan ontolojisini nasıl değiştirdiğine odaklandı. Tekno –kültüre eleştirel anlamda yaklaşan Hayles:

‘’İnsan bedenindeki teknolojik eklentilerin (protez,  kontakt lens, kalp pili gibi) insanlar ve makineler arasındaki  farklılıkları bulanıklaştırdığını ve insan bedenine dair geleneksel bakış açılarını zorladığını’’ ileri sürdü.

Tekno- kültür bağlamında getirilen yenilikler içerisinde özgür yazılımlarda yer almaktadır. Bununla beraber hayatımıza giren birçok sosyal medya platformları, bilgisayar teknolojileri tekno- kültürün getirdiği yenilikler arasında sunulmaktadır.

Yakın gelecekte tekno-kültür ile planlanan deneyimler arasında:

  • Hayvanların nöron sinyalleri kaydedilip zihinleri okunacak.
  • İnsanların beyin dalgaları hayvanlara aktarılabilecek.
  • Gen haritası çıkarma uygulaması 2050 yılında çok ucuz bir eylem haline gelecek.
  • Gelecekte hangi hastalıklara yakalanabileceğimizi öğreneceğiz ve doğal sonucu bilebileceğiz.
  • Öğrenebilen ve evrim geçirebilen yazılımlar üretilecek.
  • Gerçek hayatı simüle edebileceğimiz planlayıcılar olacak ve ona göre karar verebileceğiz.
  • Kör olma riskine karşı göze kızılötesi ya da mor ötesi ışınlara karşı duyarlı bir düzenek tercih edebileceğiz.
  • Beyinlere takılmış bir kablosuz internet bağlantısı üzerine çalışılmaktadır.

Sürece bakıldığında inşa edilmekte olan tekno- kültür geniş bir tartışma alanıdır. Sonuç, teknoloji kültürü şekillendirir. Bilim, kültür ve teknoloji arasındaki ilişki sürekliliğini koruyacağı için tekno-kültür de devam eden bir proje olacak.  Elbette birçok dijital unsurun olumlu ve olumsuz yönleri olabileceği gibi tekno-kültür alanının da olumsuz potansiyellerine düşünsel olarak hazır olmamız gerekir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir