İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sanal gerçeklik gerçekleşmeye başlıyor mu?

Coronavirüs salgını nedeniyle insanların evlere kapandığı bu dönemde teknolojik gelişmelerle birlikte sanal gerçeklik eskisinden çok daha büyük önem arz ediyor. Peki bu teknoloji gerçekleşmeye mi başlıyor?

Apple ile birlikte Google, Microsoft, Nvidia, Intel ve son olarak da Oculus’un Samsung ile ortaklığı ve Facebook’un Oculus’a yaptığı yatırım ile uluslararası şirketler de sanal gerçeklik alanında yatırım yapmaya başladılar. Son zamanlarda dünyanın Pandemi dolayısıyla evlere kapandığı bu dönemde bu teknoloji eskisinden çok daha büyük bir önem arz ediyor.

Güney Kore’de 2016 yılında kızını kaybeden bir anne için sanal gerçeklik teknolojisi sayesinde kızının görüntüsü oluşturuldu. Kızı ile buluşan annenin o an yaşadıklarını stüdyodakileri gözyaşlarına boğdu.

Sanal Gerçeklik, teknoloji kullanılarak oluşturulan kurgular ile gerçek ve hayalin birleştirilmesidir. Bir nevi teknolojiyle sağlanılan halüsinasyon! Teknoloji deyince akla gelen büyük şirketlerden biri olan Apple, yapay zeka teknolojilerine odaklanan bir girişim olan Voysis’i satın aldı. 2021 yılına ise arttırılmış gözlüklerle bu piyasaya adım atmayı bekliyor.

Peki Sanal Gerçeklik Hayatımızın Neresinde?

Sanal gerçeklik daha çok dijital oyun sektöründe baş göstermiş gibi görünse de aslında hayatımızın ileri ki yıllarında merkezine oturacakmış gibi görünüyor. Geçtiğimiz günlerde Güney Kore’de yaşayan Jang Ji-sung isimli kadının 7 yaşındaki ölen kızı Nayeon’un, sanal gerçeklik projeleri yapan bir firma sayesinde 8 aylık bir çalışma ile görüntüsü oluşturuldu.

Genç kadının duygu dolu anları izleyenleri de oldukça etkilerken bir yandan da yapılan bu büyük adımın dünyadaki sektöre yön verebileceği de konuşulmuştu. Sağlıkta insan anatomisini üç boyutlu bir şekilde inceleme fırsatları doğarken, bilime yapılan katkı bir kenara aynı zamanda sanata ve eğlencede de kendisine rahatlıkla yer bulabiliyor.

Sanal gerçekliğin en büyük özelliği insan aklına yaptığı küçük oyunlarla duyguları kontrol edebilmesi. Bu da yeni fikirler, yeni heyecan arayışları demek oluyor… Ülkelerin Halkla İlişkiler Çalışmaları (PR çalışmaları) tarihi mekanları, müzeleri, doğal güzellikleri arttırılmış gerçeklikle beraber hem halkın hem de turistlerin beğenisine sunuluyor.

Sanal gerçeklik teknolojisini kullanan Google Earth VR ile kullanıcılarını oturdukları yerden istedikleri şehri gezme imkanı sunuyor.

Bir şehre, ülkeye gitmeden önce orada bulunmuş gibi hissedebiliyorsunuz. Bununla ilgi olarak NASA, Mars yüzeyinde Curiosity keşif aracıyla seyahat sağlayan bir simülatör sundu. Experience Curiosity ile keşif aracının gözünden Mars’a bakmak mümkün.

Bu simülatör sayesinde Mars’ta dolaşabilir, merak ettiğiniz her köşesini keşfedebilirsiniz ve tüm bu keşifler tamamen ücretsiz. Bu da demek oluyor ki sanal teknoloji sizin için, istediğiniz zaman, istediğiniz saatte gerçekleşiyor.

Bu Teknoloji İlk Kez Ne Zaman Keşfedildi?

Başa takılan bir ekran ve DataGlove adlı bir eldiven cihazından oluşan sanal gerçeklik teknolojisi, günümüzde önemli bir aşama kaydetti. Bu teknoloji de, başa takılan bir ekran, kullanıcının görmesi için ayrı görüntüler sağlıyor. Böylece ona üç boyutlu bir ortamın doğal stereo görüntüsünü veriyor.

  • Sanal gerçeklik teknolojisinin tarihsel gelişimine bakıldığında ilk büyük keşfi, Charles Wheaton’un 1838’de stereoskobu icat ettiği zamanda başladı.
  • 1929’da Edward Link, Link Trainer adlı ilk uçuş simülatörünü icat etti. Görsel ekranı bulunmayan Link Trainer’in kontrol tekerleği tarafından hareket ettirilen bir hidroliği yer alıyordu.
  • 1960 yılında Mucit Morton Heilig, beş duyumuzun kullanımıyla kullanıcılara sürükleyici bir his veren ilk makine olan Sensorama’yı geliştirdi.
  • Sanal gerçekliğin babası kabul edilen Tom Furness, 1960’lı yıllarda ABD’de pilotların kokpitteyken yaşadıkları bazı sorunlara sanal gerçeklik aracılığı ile çözüm bulmaya çalıştı.
  • NASA 1992 yılından bu yana Houston’da astronotların eğitimi için sanal gerçeklik teknolojisini kullanıyor.
  • Bu teknoloji 1970’lerde ve 1980’lerde optik ilerlemeler, dokunsal aygıtlarda ve sanal alanda hareket etmeyi sağlayacak diğer aygıtlarda çalışan projelerde önemli ilerlemeler kat etti.

Sanal gerçekliğin dört özelliği bulunuyor;

  • İçine girme: Zihinsel olarak gerçek dünyadan çıkıp sanal dünyaya girmek.
  • Etkileşim: Gerçek ortamda yapılan hareketlerin sanal ortama yansıması ile kullanıcıda algısal tepkiler oluşturması.
  • Üç boyutlu grafik dünya: Kişinin oluşturduğu ve başkaları ile paylaştığı hayali ya da gerçek bir ortam.
  • Duygusal geri dönüş: Kullanıcının ortamda duyusal olarak gerçekleştirdiği eylemlerden etkilenmesi.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir